top of page

İlk Annelik Maceram...

İlk bebeğimin kaybından sonra evhamlı geçen bir gebelik…

Kötü bir şey olur endişesiyle hastane çantasını hazırlamaya elim varmamıştı. Aslında zamanım da vardı biraz daha. Bir gün önce doğum iznine ayrılmıştım.

28 Temmuz...

36+6 da, gecenin bir vakti apar topar gittik hastaneye, yanımızda hastane çantası bile olmadan…

Heyecanlı geçen bir doğum, işte kavuştuk derken ansızın gelen zatürre (yenidoğan pnömonisi) haberi ve beraberindeki 10 günlük yeni doğan yoğun bakım süreci. Her gün, günde iki kere asansörü olmayan binamızın en üst katından hastaneye taşınan sütler, orada oturup bir sonraki emzirmeyi bekleyişim, geçmek bilmeyen zaman ve kalp ağrım…

Ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözlerime perdeler iniyorken iki güzel kadının “kızım üzülme n'olur ,bak sütün kesilir, n'olursun yapma”ları, canım ablamın benimle birlikteki telaşı, “ben yanarım yavruma yavrum yanar yavrusuna” annem…Geceleri sanki onu emzirecekmişim gibi saat kurup süt sağmalarım, kavuşma heyecanıyla geçen günler ve nihayet, çok şükür mutlu son…

Her hastalandığımda neden annemin o kadar güçlü durduğunu anlıyorum şimdi. Her şeyi hisseden minicik kalplerimiz vardı çünkü, o kadar ağlasam da yenidoğan ziyaretlerimde bir kere bile ağlamadım onun yanında, hissetmesin benim zayıflığımı, üzüntümü diye… Ve işte annelik, o zaman başladı, güçlü olmak demmekti, onun titreyen bir kirpiğinden korkusunu anlamak demekti, sesinin tonundan bir derdi var bilmek demekti ve en önemlisi çok sevmek ve çok sevilmekti… Biri yanımda biri karnımda bu karede …

Bana bu duyguyu iki kere yaşatan canım çocuklarım, sizleri çok seviyorum! Hayatımın en kıvırcık ve en sarı renkleri, günüm sizinle aydınlandı, bir ömür benim ışığım da sizi aydınlatsın, sizin sevginizle parlayayım…

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Beni Takip Edin
  • Instagram Social Icon
  • Vimeo Social Icon
  • Wix Facebook page
  • Wix Google+ page
bottom of page